Sayfalar

1.08.2017

Ari-Kitap Özeti

UYUMAK BİR LÜKSTÜR
ANKARA
1922
Yatağa girmediği ikinci geceydi. Ara ara içtiği acı kahveler zihnini uyardıkça, yorgunluğunun yerini geçici zindelik hali alıyordu. Kahvelerin yetmediği yerde ise, imdadına sıcak bir banyo yetişiyordu. Paşa, inatçı uykusuzluğun ağırlığını, Ankara’nın berrak sularında akıttı. Kurulandıktan sonra yeniden geceliğini giydi. Kenarına oturduğu yataktan kalktı. İstirahat odasının hemen karşısında olan çalışma odasına yöneldi. Çalışma masasının hemen arkasındaki ahşap pencereyi araladı. Biraz temiz hava aldı. Ardından yeniden masasına oturdu. Aynı yerde, ancak bilincinin ilerlediği sayfadan devam edebilirdi kitabına. Gece boyunca elinden bırakmadığı kalın kitap, bir tarih kitabıydı. Geçmiş, derslerle ve sınavlarla doluydu. Yaşanmışların çarklarından geçerken, şimdinin nasıl da hala aynı çarklarla döndüğünü algıladı paşa. Her sayfa ayrı bir açılıma, ayrı bir anlama çıkarıyordu adeta.
Güdük akrep, sırık yelkovanla defalarca selamlaştı bu arada. Ömürle anlaşmalı zaman, ileri doğru akarken paşa, olabildiğince geriden gelerek şimdiyi anlayacak ve daha da önemlisi de geleceği öngörecekti. Koyu tonların hakim olduğu odada, karşı duvarda asılı pirinç saate dikkatlice baktı. Neredeyse beş olacaktı. Bir an düşündü: Biraz uyusa hiç de fena olmazdı aslında. Vücudundaki her hücrenin gerçek bir dinlenceye ihtiyacı olduğunun o da farkındaydı. Ancak inatçı ve direngen ruhu müsaade etmedi.  Mütemadiyen çalışan üstün aklı ve vicdanı durmaksızın yokluyordu paşayı. Sanki bedeni zamanla boğuşurken arka planda zamanın çok ötesinde çalışıyordu bilinci. Gün; yalnızca yirmidört saatti. Peki memleket meseleleri? Ya araştırmaları? Uyku ne büyük lükstü?
İnşa edilecek kadim bir ülke vardı avuçlarında. Omuzlarında her bir canın, her bir şehidin ve her karış vatan toprağının sorumluluğu ile uyumak kolay mıydı?
Memleketin her bir varlık tuğlası, Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmış güzel milletin eşsiz parçalarındandı. Her parça farklı dokudan, farklı kokudan ancak aynı özdendi. Paşa, hakikati biliyordu elbet. Eğitimsiz tuğlaların üst üste konulduğunda, gelecekte olabilecek kuvvetli bir sarsıntıda birbirine tutunamayacağının bilincindeydi. Çünkü tuğlalar çeşit çeşitti. Ermenisi, yahudisi, sünnisi, alevisi, Türkü, lazı, kürdü, çerkezi, kadını, erkeği, çocuğu… Hepsi bir cephede ve yalnızca bir amaçla savaşmıştı. Kurtuluş savaşından çıkan her umut zerresi şimdi gerçekten bir aradaydı.
Paşanın, Güneş sarısı kirpikleri ile çerçevelenmiş gök mavisi gözleri, sanki geleceğe açılan birer pencereydi. Görüyordu ki; yalnızca yurtta sulh fikri yerelde daimi kılınırsa, sulh tüm cihana Türk eli ile yayılabilirdi. Paşa uyuyamazdı. Uyusa tuğlalar birbirini tutar mıydı? Bunun için önce o sonra da milleti temeli anlamalıydı. Paşa, derinlere inmeliydi, çıplak elleriyle uykusuzca kazmalıydı tarihi. Bazen yorgunluktan iç çekmeliydi ruhu ve hatta tarihin keskin dönemeçlerinde kanamalıydı avuç içleri. Ama asla uykuya teslim olmamalıydı… Çünkü uyku; dehaların yaşamında dinlence değil, yalnızca amaçların önündeki vakit kaybı olabilirdi...
Kitap daha ilk sayfaların da sizi içine çekiyor.
Geçmişin, geleceği şekillendirmesine tanık olurken,tarihin bilmediğim kuytularına giriverdiğimi gördüm.
Özellikle yazarın kurgusuna hayran kaldım.Roman,tarih,polisiye bir kitapta toplanmış.Yakın geçmişizde yaşanan olayları da (aselsan) ele alması konuyu daha da ilginç hale getirmiş.
Atatürk'ün tarih araştırmalarına destek vermesini,kendi çalışmalarını,yeni bir ülkenin şekil almasını okumak çok keyifliydi.
Tarihini bilmeyenlerin yalan tarih üretme çabalarına tokat gibi gelecek bir kitap.
Kitabın detaylı inceleme ve araştırma ürünü olduğunu ilk sayfalarda kavrayabiliyorsunuz.
Öylesine heyecanla okudum ki kaçırdığım bir nokta olabilir düşüncesiyle yeniden okumak istiyorum. #ciceksekbantufekci #destekyayınları #ari

29.07.2017

Kitap Alıntısı (ARİ)

Tanıdığım biri kısa süre önce bana şu sözleri söylemişti"Bir Ortadoğu ülkesinde kahramanlık yapmanın bedeli çok ağırdır. Bunu yapanların yalnızca üç seçeneği vardır. Ya oyunu sana verilen kurallar listesine göre oynarsın,ya bir anda yalancı durumuna getirilirsin ki bu hayatını kurtarır, ya da canından olursun. Başka seçenek yoktur." #destekyayinlari

30.01.2017

Sergüzeşt

İntizara kalmadı bak iktidar
Kúşe-i uzlette oldum ihtiyar
İntizarım hep vatan ikbalidir
Kaldı bir düşman elinde tarumar 


Bu vatan da gördüğüm her gün benim
Ah ü efgan ile hâl-i intizar
Karşı durdum lütfuna,tehdidine
Mertlikle işte ettim iştihar. 


(Bak beklemeye gücüm kalmadı.Yalnızlık köşesinde yaşlandım.Beklediğim hep yurdun güzel günlere kavuşmasıdır.(Oysa Yurt)Bir düşman elinde perişan oldu.Bu vatan da benim her gün gördüğüm ah,feryat ile can çekişmesidir.(Sarayın)Lütfuna tehdidine karşı durdum.Yiğitlikle ün saldım.)

14.01.2017

Sokak Hayvanları İçin İmza Kampanyası



Son zamanlarda bir çoğumuzun hassas olduğu konulardan biri sokakta hayvanların donarak ölmesi sanırım. İnsanlarımız bu konuda duyarlılık kazanıyor dediğim bir dönemde bu konunun 'sebep olduğu' saldırılar yapılmaya, cinayetler işlenmeye başlandı. Vatandaşların çaba gösterip yaptığı yuvalara tahammülü olmayan insanlar türemeye başladı. 
Bu kampanyayı baslatmamda ki son nokta patileri havada yalvarır gözlerle donan meleği görmem oldu. Ben insanlığımdan utandım. 
Bu yuvalar yasal olmalı. Çünkü, hayvanların donmasına göz yummayı geçiyorum; onları düşünen insanlara dahi tahammülü olmayan insanları durduracak kanuni bir güç olmalıdır. Yetkililerin hayvan haklarıyla ilgili ciddi düzenlemeler yapması gerekmektedir. Umarım elinden bir şey gelecek olan herkes elinden geleni yapar. Lütfen, sevmeyi ve saygı duymayı öğrenelim.
Teşekkürler..
Bu kampanyanın teslim edileceği kurum:
  • BELEDİYELER
  • (imza kampayası geniş bir kitleye ulaşsın diye alıntı yaptım umarım farkındalığımızla sokak hayvanları için sığınacakları bir yuva yaptırabiliriz)

https://www.change.org/p/belediyeler-sokak-hayvanlari-i%C3%A7in-yuvalar-zorunlu-olsun?recruiter=32856884&utm_source=share_petition&utm_medium=copylink

5.08.2016

Kawaii Box Hediye Kutusu


Pembe Dünyam  bloğunda yaptığı  Kawaii Box  hediye çekilinde şanslı oldum, bir aylık bir bekleyişten sonra hediyem geldi.

Oldukça renkli bir kutu yeğenim için süpriz olacak.
Pembe Dünyam bloğu sahibesi Ümran Hanım'a çok teşekkür ediyorum.

13.07.2016

Kuyucaklı Yusuf

Yusuf, Kuyucak'ta doğmuştur. Köylerini basan haydutlar bütün ailesini öldürür.  Kazanın iyi yürekli kaymakamı köyde tek başına  kalan Yu­suf'a acır, onu evlat edinir.Kaymakam, Yusuf'a babalık yapmaktadır kızı Muazzez ve Yusuf kardeş gibi büyümeye başlarlar. Yusuf küçük yaşta yaşadığı olumsuz tecrübeler, dış etkiler onu dış dünyaya karşı sert, acımasız yapmıştır. Bu yüzden okuyamaz.  Bu ruh hâli içinde Yusuf büyür, yetişkin bir insan olur.
Yusuf büyüdükçe Muazzez'e karşı derin hisler beslemeye başlar. Yusuf ve Muazzez bir gün bayram yerine giderler. Kasabanın külhanbeyi, hovardalığıyla ün salmış Şakir, Yusuf'un yanında Muazzez'e laf atar, ona sarkıntılık yapmaya kalkar. Bunun üzerine Yusuf onu  döver.Şakir, bunu hiç unutmaz. Çok zengin olan Muazzez'i elde ermeyi kafasına koyar.
 Yusuf içten içe Muazzez'i çok sevmektedir. Fakat fakir olduğu ve kaymakamın hanımı onu sevmediği için duygularını hiç dile getiremez. Sadece Muazzez'i kötülüklerden korumaya çalışır. Bir gün, Muazzez, Yusuf'a açılır. Onu çok sevdiğini itiraf eder.Şahende Hanım, bu durumu öğrenir. O, Yusuf'la evlendirmektense kızını zengin Şakir'le evlendirmeyi tercih etmektedir. Kızını Şakir'le buluşmaya zorlar. Bunun üzerine Yusuf ve Muazzez komşu köylerden birine kaçar ve orada nikahlanırlar..
Bir gün, kaymakam kalp krizi geçirir ve ölür. Yusuf'la Muazzez'in çok mutlu giden evlilikleri bunun üzerine gölgelenir. Onlara kol kanat geren kaymakam ölünce, Şahende Hanım ve Şakır içlerinde büyüttükleri kini kusmaya başlarlar. Yusuf'u gezici köy tahsildarlığına verdirirler.Yeni kaymakam da Şakir ve Şahende'nin elinde bir maşadır. Yusuf gidince, Şahende evini içki ve eğlence merkezi yapar. Kızını da intikam hırsından dolayı fuhuşa iter. Olay her yerde duyulur. Dedikodu Yusuf'un da kulağına gelince Yusuf köye döner.
Yusuf, köye gelince feci durumu gözleriyle görür. Karısı kötü emellere alet olmaktadır. Şahende'yi, Şakir'i ve Kaymakam'ı öldürür. Karısı da ağır yaralanır. Karısını alıp şehrin dışına gider fakat karısı da ölür. Karısını bir çukura gömdükten sonra ortadan kaybolur.